-5-
Hamile ablamın yanında aldım soluğu. Kayın validesi, annem, eniştem müjde verir gibi yetiştirdim hepsine depresyonda oluşumu. Neydi ki bu depresyon. Günlük konuşmalar da çok kullanırız da hani gayet olağan karşılarız.
-Nasılsın?
-Sorma ya çok bunaldım depresyondayım sanırım.
Nasıl girilir hangi ara çıkılır bilinmez. Ansızın girilen bu depresyondan çıkmak şansa bırakılır genelde. Şans! Bazen bir aşk, iş ya da hayatında beni bulmaz diye düşündüğün mucizeler sana el uzatır. Daha önce gülmediyse bile ansızın gülüverir hayat birden. Sevinirsin “bu sefer şeytanın bacağını kırdım” diye.
Yaşananlar boyut değiştirince anlarsın. Aslında şeytanın bacağını kırdığın falan yoktur. Aklınca şeytana taktığın çelme, şeytan tarafından ekarte edilip sana karşı feci bir hücum neticesinde muhakkak bir yenilgi yaşaman sonrası anlarsın olup biteni.
Sonrası öncekinden daha derin bir depresyon. Fakat kaşarlanmış bir psikolojiyle toz kondurmazsın önce kendine. Yavaş yavaş içini kemiren kurt beynine ulaşınca acın büyük olur. “Ben demiştim”leri duymamak için elini ısırırsın, dilini ısırırsın fakat dayanılmaz olunca yaşananların hasarı başlarsın yaz yağmuru gibi usul usul dökülmeye duyacağın cevap hazırdır. “Ben demiştim”.
Bir şeyler duymaktan ziyade anlatmaktır derdin. İsteyen istediğini söylesin. Kiminle konuşursan konuş aslında konuştuğun iç sesindir böyle zamanlar da. Ve karşındakinin haklılığı her zaman ki kadar acıtmaz canını.
Depresyon boyut değiştirirken ne kendini ne de seni bu hale sokanları suçlamak, kesmemeye başlar seni. Sonra şansına küsersin. Fakat şansla arana her fırsatta giren o kör şeytan yok mu? Derinden kin beslersin ona. Madem bacağını kıramadık topuklarına sıktıralım hiç olmazsa diyerek dürter başka bir şeytan seni. Düşsel eylemler de mantık aranmaması ne güzel.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder