-21-
İlkler unutulmaz… Senin hatırlamadığın ilklerin, kucağında büyüdüklerinin hafızalarına kazınır. Yeğenimin kokusunu içime çekerken kendi ilklerimi düşündüm bugün. İlk ayakkabılarım (nasıllardı acaba),ilk kez kimin yanında yürüdüm, ilk düşüşüm, ilk aşkım, ilk nefretim…
İlk nefret deyince duraksayıverdim. Nefret çocuksulukdan çok uzak bir duygu. Nefret edilen kişi sizi büyük ihtimalle maddi ya da manevi zarara uğratmış olmalı… Kim, kim, kim… Bulduğum da çok düşünmemiş olmama şaşırdım. Bulduğumu düşündüğüm yaşı hatırlayınca tüylerim ürperdi.
Yedi – sekiz yaşlarında henüz küçücük bir çocukken nefret ettiğim sınıf arkadaşımı hatırladım. Nefretler büyütür insanı. Benim yedi – sekiz yaşlarında büyümeme sebep olduğu için bir kez de bu kocaman kız halimle nefret ettim o ufaklıktan…
Nefret olayının öncesinde size “bir ilkokul öğrencisinin öğretmenini hayatının merkezinde gördüğünü” hatırlatmak isterim. Nefret duygularımın fitilini gizlice tutuşturan ufaklık hastalık bahanesiyle okula gelemediği gün için benden defterimi almıştı. Geri getirmesini söylediğim halde getirmemişti. Geç saatlere kadar oyun oynadıktan sonra aklıma gelen defteri almam artık mümkün değildi. O kızgınlıkla ertesi gün okulda öğretmenime defterimin onda oluşundan ötürü ödevimi yapamadığımı anlatırken, nefret edilen şahsın beni yalanlamasıyla başımdan aşağı kaynar sular döküldü. Hem ödevimi yapmamıştım hem de iftirayla yalancı pozisyonuna düşürülmüştüm.
Öğretmenimiz hangimize inandı bilmiyorum. Bildiğim tek gerçek içim de ki özgürlük ateşinden beter yanan ve o günden bu güne içine sayısız dost bildiklerim ve sözde arkadaşlarımı gözümü kırpmadan attığım ateşin koca bir volkan olduğudur.
Etna’mın ateşine atılanların canlarının hiç yanmadığına eminim. Canı yanan insan neden yandığını merak eder. Hal böyleyken kendimi yaz kış cehennem sıcaklığında bunalırken buluyorum. Nefret beni tüketirken, yaktıklarımın küllerinden yeniden doğuşlarını izlemek nefretimden nefret ettiriyor.
a.t