-18-
Çocukken annemin yemek yemem için attığı taklaları hatırlayıp motive oluyorum. Ne güzel günlerdi. Artık tersi durum yaşanırken ana yüreği evladının aç kalmasına yine dayanamıyor. Çok iddialı başladığım diyetler annemin bilinçli, bilinçsiz sevdiğim yemekleri yapmasıyla son buluyor.
Çocukluk yıllarına bu kadar derinden inmişken ilk aşktan bahsetmemek olmaz. Apartmanca kalabalık bir çocuk topluluğuyduk kızların çokluğuyla kız yurduna benzeyen apartmanda aynı çatı altında büyük bir evde yaşıyormuş gibiydik. Herkesin pijamalarıyla birbirinin evine girebildiği, ocaktaki yemeklere izinsizce bakalabildiği, herkesin (olursa) kıyafetlerini ortak kullandığı sosyeteye göre kenar mahalle, kenar mahalleye göre sosyete apartmanı.
Ben ilk aşkımı yaşarken Tarkan onu belki de star olmaya taşıyan albümünü çıkarmıştı. Yakalarsa sulu sulu öpeceğini ima ettiği şarkısını son ses açıp karşı apartmanda oturan aşkımın cama çıkmasını beklerdim. Evimizin balkonunu bekleme salonuna çevirirken yanımda ki sandalyeler de aynı cama aynı surete aşık oluverdi.
Her şeyi paylaşıp da aşkı paylaşmamak olmazdı. Arkadaşlık paylaşmaktan geçerdi ne de olsa. Ben ve iki arkadaşım bu şekilde kendimizce paylaşıyorduk aşkımızı çocukluğun saflığıyla. Çocukluk işte. Herşeyin nasıl başlanırsa öyle devam edeceğine inan biri olarak aşk hayatımın ışıltısızlığını ilk aşkıma bağlıyorum.
İki arkadaşım yanında o kadar sönüktüm ki farkındaydım onun benim farkıma varamayacağını. Keşke o zaman bu kadar farkında olmasaydım da saçma sapan ümitlendirseydim kendimi. Kısa zaman da haklı çıkınca ilerisi için büyük ön yargılarımı sağlam temellere oturttum. Be çocuk iki arkadaşıma da çıkma teklif ettin ne vardı öylesine bana da çıkma teklif etseydin. Sayende aşamıyorum ön yargılarımı.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder