16 Ekim 2011 Pazar

ŞEYTANIN TOPUKLARI 14.BÖLÜM

                                                               -14-

 İşten ayrılma sonrası tanıdık depresyon sendromlarını ufak ufak yaşamaya başladım. Babamın hastalık seyrinin ağırlaşması başka üzüntü aratmayacak yoğunluktaydı. On beş günü bulmayan hastane sürecinin geri sayım olduğunu ilk günden belliydi aslında.
 Rutin kontrolleri için hastaneye giderken yüzüme bakmadı. Çok sıkıntılıydı. Her zamankinden farklı. Bu gidişin dönüşünün olmadığının o da ben de farkındaydık. Duygusallığı yaşayamayan baba- kız olarak hiç bir şey yokmuş gibi davranmak bize en yakışan tavır olsa gerek.
 Ölüme ne kadar hazırlıklı olabilirse insan o kadar hazırdık. Hastanen onkoloji servisinin bulunduğu hastane binasında her gün en az bir ailenin hayatı alt üst oluyor koridorlar gidenlerin ardından kalanların çığlıklarını adeta hapsediyordu. Diğer hastaların odalarının kapıları kapanarak ölümün soğuk sesinden onları korumak isteniyordu sanki.
 Biz bu seslerden on beş gün boyu korumaya çalıştık babamı. On beşinci günün sonunda o sesin sahipleriydik. Görüyorduk gözümüzün önünde eridiğini, biliyorduk yakın zamanda karşılaşacağımız gerçeği. İnsanların ciğeri nasıl yanar işte o gece anladım. Ciğerim kalbim yangın yangın. Kendimi birçok yönümle babama benzetirim. Onun gibi gözyaşlarım çok derindedir benim. Kendimi yakarım gözyaşlarımla kimselere göstermeden.
  Babannemin cenazesinde babamın gözünden tek yaş aktığını görmemiştim. Çocuk aklımla ölenin ardından ağlamamanın doğru olduğunu düşündürdü demek ki bu hali beni. Yedi gün boyunca sevenlerimiz yalnız bırakmadı bizi. Sonrasında herkes köşesine çekildi. Evin direği artık yanımızda değildi.
 a.t

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder