-20-
Depresyonumun tavan yaptığı dönemlerde geceler benim huzura doyduğum zaman dilimleri olur. Böyle zamanlar da ancak kendi küçük dünyamın at gözlüklerini atabilirim kenara. Günün aydınlığı sadece aynaya bakma şansı veriyor insana. Geceler öyle değil. Geceler başka. Daha duyarlı oluyor insan, hayata diğer insanlara ve diğer hayatlara.
Gündüzleri sadece kendi hayatımın dertleriyle boğuşup beni gecelerin kollarına atan depresyon belki de egoist damarlarımda ki kanı akıtıyordur. Böyle düşüncelere daldığım gecelerin birinde balkonda sigaramı içip gündüze oranla sevimli bulduğum köpekleri izlerken “kendimi balkondan atsam ne olur” diye geçirdim içimden. Hayır. İntihar meyilli değilim. Sadece ölümü merak ettiğimden.
Ölmek fiilinin yok olma anlamına gelmediğine şükür ki inanıyorum. Merakımda bu yüzden. Kendi ölümünü düşünmek kimsenin içini açmaz benim de açmadı tabi.
Başkalarının intiharlarını düşünmeye koyuldum. Okuduğum haberlerden hafızamda kalan yaşlısı, genci, okumuşu, cahili intihar vakaları. Neden? Meraktan mı? Bana göre intihar etmek bindiğin şehir içi dolmuşu ineceğin durağa varmadan, inmeye kalkıp kendini zora sokmaya benziyor. Sonuç da yaşanan her gün ölüme yaklaştırmıyor mu insanı? Bu acele neden?
Ölüm düşüncesi başkalarının üzerine de kurulsa ürkütüyor insanı vazgeçiyorum düşünmekten filozof muyum canım ben…
Benim vermem gereken kilolarım, sahip olmam gereken kariyerim, girmem gereken sınavlarım ve nice ümitlerim var. Ölüm! Aklımdan bile geçme!…
a.t
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder